1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. ÇAĞDAŞ TÜRK DEVLETLERİNDE NEVRUZ KUTLAMALARI
ÇAĞDAŞ TÜRK DEVLETLERİNDE NEVRUZ KUTLAMALARI

ÇAĞDAŞ TÜRK DEVLETLERİNDE NEVRUZ KUTLAMALARI

Prof. Dr. Hacali NECEFOĞLU

A+A-

Halkımızın yarattığı ve çok eski zamanlardan bize miras kalmış manevi servetler ulusumuzun zengin ve parlak istidadını tecessüm ettiriyor. Türklerin hayatında doğa olaylarının rolü büyük olmuş, onların tabiat güçleri ile mücadelesi ile, emek faaliyetleri ile ilgili olarak bir dizi ayin ve merasimler yaranmıştır. Bu merasimler arasında Nevruz merasimlerinin özel yeri var. Bir sıra halklar baharın gelişini, doğanın uyanışı ile ilgilendirerek, bu münasebetle şölenler düzenlemiş, onu yeni yılın başlangıcı gibi kutlamışlar. İnsanlara mutluluk bahşeden, eski halk bayramı olan Nevruz – Bahar bayramı böyle yaranmıştır. Doğu halklarının çoğu, o cümleden Türkler baharın gelişini yeni yılın gelişi gibi sonsuz sevinçle karşılamışlar ve karşılamaktadırlar.

XX. yüzyılda Nevruz’un tarihi ve politik açıdan yorumu ve tahlili daha çok rejim şartlarına bağlı bir konudur. Eski Sovyetler Birliği mekanına baktığımızda Sovyet rejiminin mankurlaştırma siyasetinin, şüphesiz, Nevruz’a karşı olduğunu görüyoruz. Nevruz’u gizli geçirmeye, kutlamaya mecbur olan Türkler, bu bayrama büyük önem vermişlerdir. Stalin döneminde Nevruz’a karşı daha sert bir tutum olmuştur. Nevruz’u yayan, onun milli ve dini özelliklerini açıklayıp ortaya koyan bilim ve sanat adamları takip edilmiştir. Aile geleneği, milli bilinç ve irade, Nevruz’un muhafaza edilmesinde başlıca faktörler olmuştur. Yalnız 60’lı yıllarda milli uyanış adımları, Perestroyka dönemi ve nihayet milli bağımsızlık hareketlerinin başlanması, Sovyet İmparatorluğu’nun dağılması, Nevruz’u Türk milletine döndürmüştür.

Mustafa Cemil Kırımlıoğlu, Ebülfez Elçibey, Oljas Süleymenoğlu, Cengiz Aytmatov, Bahtiyar Vahapzade, Resul Rıza, Halil Rıza gibi siyaset ve sanat adamları, başka milli değerler gibi Nevruz’un da kesiştiği noktada durmuş insanlar olarak tarihi şahsiyetlerdirler. Nevruz kültürü, gelecek hür ve demokratik Türk Cumhuriyetlerinde milli uyanış, öze dönüş, milli kimliği kavrama anlayışları bakımından çok büyük önem taşımaktadır.

Türkiye tarihinin en görkemli Nevruz kutlamaları, Atatürk’ün de  Ankara’daki Sovyet Rusya, Azerbaycan, Afganistan ve Buhara elçileriyle birlikte iştirak ettiği Nevruz kutlamaları 22 Mart 1922 tarihinde Ankara’da, Taşhan (Hakimiyet-i Milliye) Meydanı’nda yapılmıştır. Atatürk zamanında, özellikle 20’li yıllarda, geniş şekilde kutlanan Nevruz bayramı, zaman zaman daha çok yöreselleşmiş ve resmi bayram özelliği taşımamıştır. Türkiye’de bu büyük Türk bayramına sahip çıkmaya kalkan gizli güçler, milli kültür üzerinde kuşku yaratmak, kardeş kavgası çıkarmak için Nevruz’u sadece belli bir etnik kökene sahip insanlara özgü bir bayram ilan etmiştir. Bölücü, yıkıcı amaç taşıyan kuvvetler Nevruz’un mahiyetini tahrif etmiş, terörist amaçla Nevruz’u kullanmaya çalışmışlardır. Fakat, bu kuvvetler amaçlarına ulaşamadılar. Tarihi tahrif etmek imkansızdır. Türk Dünyasında yüzlerce gelenek ve görenekle, yazılı ve şifahi edebiyatla bağlı Nevruz kültürü, Balkanlar’dan Altaylar’a, İdil Boyu’ndan Körfez’e uzanan büyük bir coğrafyayı, tarihi ihtiva etmektedir. Bu bayramın politik amaçla kullanılması bilimsel düşünceye, tarihe ve insanlığa zıttır.

Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Sayın Recep Tayip Erdoğan’ın bu yılki Nevruz’la ilgili mesajlarında belirttiği gibi: “Nevruz Günü'nü Yeni başlangıçların, umudun, kardeşliğin, dayanışmanın sembolüdür. Kadim medeniyetimiz, barış, hoşgörü, sevgi ve kardeşlik gibi evrensel değerlerin hakim olduğu topraklarda yükselmiş, ecdadımızdan bizlere ayrımcılığa yer vermeyen, birlik ve beraberliğin esas olduğu yüce hasletler miras kalmıştır. Her zaman haktan, adaletten ve barıştan yana tutum alan aziz milletimiz, 2023 hedeflerine de kardeşlik ve dayanışma içinde yürüyecek, refah ve huzur içinde bir geleceğin inşasına katkıda bulunacaktır. Bugün Orta Asya'dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada coşkuyla kutlanan, baharın müjdecisi Nevruz'un, sahip olduğumuz değerlerin, zenginliklerin hatırlanmasına, korunmasına ve yeni nesillere aktarılmasına vesile olmasını temenni ediyorum. Bolluğun ve bereketin bayramı Nevruz'un aziz milletimiz için güzellikler ve iyilikler getirmesini diliyor, tüm vatandaşlarımı en kalbi duygularımla selamlıyorum.”

Nevruz Bayramı tüm Türk Dünyasının tarihi bir bayramıdır. Nevruz, bir sevinç, dostluk, barış, hoşgörü, huzur ve kardeşlik bayramıdır.

Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin iki yıllık hakimiyeti yıllarında Nevruz geniş şekilde kutlanmıştır. Milli önder Mehmet Emin Resulzade’nin Nevruz üzerine araştırmaları kıymetli birer eserdir. Bu yazılarda Nevruz bilimsel açıklama ve politik yönleriyle anlatılmaktadır.

Bolşevik Rus işgali Azerbaycan’da ve diğer Sovyet Türk Cumhuriyetlerinde Nevruz’un aşamalı şekilde, yavaş yavaş yasaklanmasına yol açmıştır. Milli ve dini bayramları tehdit olarak gören ve bilen Sovyet ideolojisi ilk yıllarda Nevruz’u engellememiştir. O yıllarda Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Hükümeti Başkanı Neriman Nerimanov’un Atatürk’e çektiği telgrafın metni dikkat çekicidir:

“Cenubi Kafkasya Komiseri Azerbaycan Serbest Harbiye Mektebi Talebeleri, iki bölük Süvari Askerleri ve Şuşa Muhafız Taburu Askerleri ve Topçuları, Nişancı Türk Alayı askerleri Türk Milletinin büyük Nevruz bayramını tebrik ediyor ve ümit ediyoruz ki, Azerbaycan İnkılap Ordusu kahraman Türk Ordusu ile beraber Garp emperyalizmi tazyikinde bulunan Şark milletlerini yakında kurtarırlar.

Yaşasın Şark İnkılap başları Mustafa Kemal!

Yoldaş Neriman Nerimanov”

Sovyetler Birliği’nde milli bayramların yasaklanmalarına rağmen, Azerbaycanın bir çok yerinde Nevruz kutlanmaya devam ediyordu.

Eski Sovyet mekanında Stalin öldükten sonra “buzların erimesi” dönemi başladı. Bu yıllarda Lenin-Stalin döneminde sıkı bir şekilde uygulanan milli-dini değerlere karşı mücadele yerini nispi yumuşamaya bıraktı.

Zamanla değişen ve 60’lı yıllara gelindiğinde Azerbycan’da milli uyanışın kıpırdamalarının ifadesi olarak Nevruz kendi adı ile değil, “Bahar Bayramı” adı ile kutlanıyordu. 1967 yılında Azerbaycan Komünist Partisi üst düzey görevlilerinden Yazar Şıhali Kurbanov’un teşebbüsü ile Bakü’de ve Gence’de yarı resmi Nevruz kutlamaları yapıldı. Fakat Şıhali Kurbanov’un muammalı ölümü ile bu süreç geriledi.

1975 ve 1976 yıllarının Mart aylarında Bakü Devlet Üniversitesinde Kimya Fakültesi öğrencileri olarak üniversite genelinde geniş aydın kütlesinin katılımıyla düzenlediğimiz “Bahar ne hoş gelir” konulu program büyük ses getirmişti. Fakat milliyetçiliğin yükselişinden endişelenen Sovyet rejimi sonraki yıllarda çeşitli bahanelerle buna izin vermedi.

80’li yılların yeniden yapılanma sürecinde, daha sonra Azerbaycan’da başlayan milli özgürlük hareketi, Sovyetler Birliği’nin dağılması ve 1991 yılında Azerbaycan’ın bağımsız demokratik cumhuriyet olarak dünya sistemine girmesi, tüm milli ve dini bayramlar gibi Nevruz için de yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

1988 yılından başlayan milli bağımsızlık hareketleri milli bilinç ve milli kimlik için önemli olan Nevruz’a da geniş yol açmış oldu. Azerbaycan’ın merhum Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’in 21 Mart 1993 tarihinde Azerbaycan Halkını Nevruz dolayısıyla kutlama mesajı alışılmış resmi tebrik metinlerinden farklı içeriği ile bunun bir örneğidir:

“Bin yıldan beri süregelen Nevruz yurdumuza ayak basmaktadır. Yüzyıllar boyunca ecdatlarımızdan bizlere, bizlerden gelecek kuşaklara armağan olan hafıza inancımıza göre, bugün yeni bir yıl başlıyor. Baharın ilk nefesinde tomurcuk açan yeni yıl…Yüreğimizde güzel arzular tuttuğumuz ilk yaz gününde inanıyoruz ki, Azerbaycan’ımızın bağımsızlığı dünyadaki bütün soydaşlarımızın fikir, dil ve iş birliği sonucunda mümkün olacaktır… “

Azerbaycan Halkının umummilli lideri Haydar Aliyev’in bayram dolayısıyla yaptığı Nevruz Bayramı Devletimizin Bağımsızlığının Halkımıza Sağladığı Yararlardan Biridir” başlıklı konuşmasından alınan bu alıntı da ilginç bir örnektir:

“Nevruz bayramı Azerbaycan’ın devlet bağımsızlığının halkımıza verdiği nimetlerden birisidir. Geçmişte bu bayramı daima kutluyorduk. Ancak kendi, evimizde ailemizde. Şimdiyse bu gerçek bir halk bayramına dönüşmüştür. Bu günler, halkımız, milletimiz, Azerbaycan’ın her yerinde, her köşesinde Nevruz bayramını büyük bir moral içerisinde kutluyor. Bir daha söylüyorum, bunlar hepsi Azerbaycan’ın devlet bağımsızlığının halkımıza sağladığı yararlardır. Halkımız bundan sonra da kendi gelenek ve göreneklerini daima yüce tutacak, onları koruyacak ve daha da geliştirecektir. Çünkü bunlar halkımızın milli-manevi değerlerinin ve özelliklerinin göstergeleridir”.

Türk Dünyası’nda önemli bir yeri olan Nevruz bayramı Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlıklarına kavuşan Türk Devletlerinde (Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan), aynı zamanda Özerk Türk Cumhuriyet ve Topluluklarında (Tataristan, Başkurdistan, Çuvaşistan, Saka, Altay, Hakas, Tuva vd.) 1991-93 yıllarından itibaren resmi tatilli Milli Bayram veya sadece Milli Bayram statüsünde kutlanmaya başlanmıştır.

2020 yılında Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbangulu Berdımuhammedov Türkmen halkına muracaatinde şunları söylemiştir: "Dünyanın en eski bayramlarından biri - Novruz Bayrami - insanlığın kültürel gelişiminde özel bir yere sahiptir. Orijinal gelenekleri ve ritüelleri birleştiren yüzyıllar boyunca, Novruz kutlamaları zamanımızda yeni içeriklerle zenginleştirildi ve bayramın kendisi, insanlığın kültürel ve manevi mirasının ayrılmaz bir parçası haline geldi.

Bu nedenle Novruz, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi'ne dahil edilmiş ve BM Genel Kurulu, devletler arası barışçıl ilişkileri güçlendiren, halkların tarihi ve kültürel geleneklerini popülerleştiren bir bayram olarak uluslararası alanda tanınmıştır. Uluslararası Novruz Günü, gezegenin düzinelerce devletinde yaygın olarak kutlanmaktadır.”

        Kazakistan Elbaşısı Nursultan Nazarbayev’in Nevruz müracaatında ülke halkının birlik ve beraberliğine vurgu yapığını görüyoruz:

        “Nevruz hepimizin, çok milletli tüm Kazakistan’ın bayramıdır. Halkımız dostluk, kardeşlik, eşit haklar şeraitinde yaşamaktadır. İstikrarın, karşılıklı anlaşmanın ve emek severliğin sayesinde büyük başarılara ulaştık. Bugünkü  başarılarla tatmin olabileceğimizi düşünüyorum. Gelecek içinse kollarımızı sıvayıp, çalışacağız. İstikrarımızı, dostluğumuzu, eşitliğimizi koruyacağız. Birliğimizi bozacak hiçbir şeye imkan vermeyeceğiz”.

        Son yıllar Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te Nevruz kutlamalarını TRT’nin canlı olarak yayınlaması hepimizi mutlu ediyor. Bu kutlamalara bizzat katılarak konuklara ve iştirakçilere hitaben Özbekistan Cumhurbaşkanı Şafkat Mirziyayev: “Nevruz felsefesinin temeli, hümanizm ve nezaket, adalet ve hoşgörü, halkın refahı için gerçek ilgi gibi değerlerden oluşur,” söyleyerek aşağıdaki sözlerle Nevruz’un evrensel önemine işaret ediyordu:

        “Nevruz'un yaşamı onaylayan fikirleri ve insancıl ruhu, evrensel değerler sisteminde giderek daha önemli bir yer tutuyor. BM kararına göre, 21 Mart tüm dünyada Uluslararası Nevruz Günü olarak kutlanıyor.”.

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin “Bayramlar hakkında” 27 Ekim 1992 tarihli kanunu gereğince Nevruz Bayramı Azerbaycan Cumhuriyeti’nin resmi bayramlarından biridir. Bu günler Azerbaycan Televizyon kanallarını izleyenler kutlamaların bir hafta boyunca yapıldığının şahidi oluyorlar. Cumhurbaşkanı ve devlet erkanının başkent caddelerinde halkla birlikte kutlamalara katılması Azerbaycan’da artık bir gelenek olmuştur. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev bu yıl yayınladığı Nevruz mesajında bunları belirtmiştir:

“Nevruz bayramı bize ulu ecdatlarımızın tabiatin ebedi nizamına ihtiramını ifade eden mukeddes yadigarıdır. Bu bayram Azerbaycan halkının kadim ve zengin dünyagörüşünün, geleceğe nikbin bakışının, bütünlükte milli varlığımızın dolgun tecessümü olup, medeni servetler hazinemizde müstesna yer tutuyor. Yabancı tesirlerden koruyarak layikince yaşattığımız Nevruz aneneleri çok asırlık geçmişine daim ihtiramla yaklaşan halkımızın, aynı zamanda, beşer medeniyetine armağanıdır.

Yaz bayramının Odlar diyarına bu yılki gelişi hususen alamettardır. Şadam ki, mustakilliyimizin bu baharına devletçilik tarihimizde altın harflerle ebedi kalacak ve hayatımıza hele yeni-yeni uğurlar bahşedecek parlak Zafer ile adım atmışız.

Hakk işi uğrunda mücadele duyğusundan aldığımız misilsiz manevi güçle biz sınak anında yumruk gibi birleşerek ezeli topraklarımıza haincesine uzanan elleri kesmiş, yurdumuzu bedhah düşmandan temizlemiş ve adaleti kanımız bahasına yerine getirmişiz.

Ruhumuzun yenilmezliğinin tantanasına çevirilen ve bizi dünyaya mağrur millet olarak tanıtan şanlı Zaferimiz Azerbaycana ebedi bahar getirmiştir.”  

1-003.png2-001.png3-001.png

444444.jpg55555555.jpg7.png8.png9.png

10.pngthumbnail_6.png

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.