1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Doğu Avrupa’da Çin fırtınası
Doğu Avrupa’da Çin fırtınası

Doğu Avrupa’da Çin fırtınası

Ekonomik kriz, dünyanın yükselen gücü Çin’e yeni ekonomik etki alanları açıyor. Çinli şirketler, Orta ve Doğu Avrupa ile Balkanlar'da kazanmadık ihale bırakmıyor. Ancak yöntem ve finans kaynakları tepki çekiyor.

A+A-

Çin, Türkiye'de de kendini gösteriyor. Çin'in, Edirne-Kars arasında hızlı tren hatlarından oluşacak İpek Demiryolu inşası için Türkiye'ye 28 milyar dolar kredi vereceği bildiriliyor.

 

Çin’in Avrupa ekonomisi üzerindeki nüfuzu giderek artıyor. Özellikle Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, ihtiyaçları olan kredileri, hem de çok uygun şartlarla Çin'de bulabiliyorlar. Çinli yatırımcılar, bölgede, özellikle de altyapı alanında giderek daha fazla dev projeye imza atıyorlar. Ancak Alman ve Avrupalı sanayiciler Çin'i haksız rekabetle suçluyor. Deutsche Welle'den Alexandra Scherle, konuyu Polonya'daki bir otoyol inşaatı örneğinde irdeliyor:

 

Polonya'da 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası hazırlıkları sürüyor. Futbol taraftarları Polonya ve turnuvanın diğer ev sahibi komşu Ukrayna'ya akın etmeden bitirilmesi gereken projelerden biri de, Varşova ile Lodz arasındaki otoyol inşaatı.Çin Devlet Demiryolları'na bağlı olan Covec adlı dev şirket, 2009 Eylülünde söz konusu otoyol için açılan iki ihaleyi kazanarak, AB sınırları içinde bu boyutta bir projeyi üstlenen ilk Çinli şirket oldu. İhaledeki en yakın rakibinden yüzde 30 daha hesaplı bir öneri getiren Covec, Avrupa İnşaat Birliği tarafından haksız rekabetle suçlanıyor, zira şirket devletten destek alıyor. Birlik Başkanı Ulrich Paetzold:

 

"Bizim işletmelerimiz de devletten 500 milyon dolar destek alırsa, o zaman biz de bu kadar ucuza iş çıkarabiliriz. Ancak Çin Halk Cumhuriyeti ile adil bir rekabete girmemiz imkânsız.”

 

Çin, Orta ve Doğu Avrupa ile Balkanlar'da Alman ve Avrupalı şirketleri sistematik bir şekilde ekarte ediyor. Alman şirketlerin Doğu Avrupa, Balkanlar ve Orta Asya'da menfaatlerini gözeten Alman Ekonomisi Doğu Komisyonu adlı kurumun hazırladığı bir rapora göre, Çin zaman zaman şüpheli yollara başvuruyor. Komisyon Başkanı Klaus Mangold:

 

"Çin, pazar payı kazanmak için, Batı Avrupa'nın içinde bulunduğu krizden yararlandı. Pazar ekonomisinin şartları çerçevesinde, hesaplı finansmanlara kimsenin diyeceği bir şey yok. Ancak burada söz konusu olan, vadesi 15 yıl olan yüzde 1,5-2'lik faiz oranları. Bunun uluslararası alanda geçerli olan ve pazarın koşullarına endeksli faiz oranları ile hiçbir alakası yok.”

 

Çinli yatırımcılara neden kucak açılıyor?

 

Ancak Doğu Avrupa ve Balkan ülkelerinin, kriz döneminde başka hiçbir yerden bu kadar uygun kredi almalarına imkân yok. Doğu'daki Avrupa Birliği üyeleri arasında en büyük ekonomiye sahip olan ve 2009 yılında ekonomik krize rağmen gayri safi milli hâsılası artan Polonya, artan işsizlik ile mücadele ediyor ve Çin'in devreye girmesine sıcak bakıyor. Ayrıca krizin yoğun bir şekilde hırpaladığı Yunanistan gibi ülkeler de, Batılı yatırımcıların çekingen davrandığı bir dönemde, Çin'den gelen yatırımlara kucak açıyorlar.

 

Atina hükümeti 2007 yılında Çin ile stratejik ortaklık anlaşması imzalamıştı. Çin'de devlete bağlı nakliyat şirketi Cosco, 2008'den bu yana Yunanistan'ın Pire kentindeki konteynır limanının işletmesini yürütüyor. Selanik limanının da aynı kapsama alınması planlanıyor. Ekim ayı başında ülkeyi ziyaret eden Çin Başbakanı Wen Jiabao, Yunanistan'dan daha fazla devlet tahvili almayı istediklerini açıkladı.

 

Çin Sırbistan'da da gayet faal. Gelecek Nisan ayında Belgrad'daki yeni Tuna Köprüsü'nün inşaatına start verilecek. Finansmanın yüzde 85'i Çin'de devlete bağlı İhracat-İthalat Bankası'ndan alınan krediyle sağlanıyor. Aynı banka, Çin'e gemi inşa etmesi için Karadağ'a da milyonluk bir kredi verdi.

 

Sofya’da Çin sanayi bölgesi kuruluyor

 

Hırvatistan ile ortaklaşa Zagreb Havalimanı'nın yeniden inşasını üstlenen Çin, Bulgaristan ile de, Sofya yakınlarında bir Çin sanayi bölgesi kurulması yönünde anlaştı. Yaklaşık 10 bin Çinli işletmenin faaliyet gösterdiği Romanya'da ise, Pekin yönetimi rüzgâr enerjisinin yaygınlaştırılmasına destek vereceğini ve altyapı, enerji, ziraat ve madencilik alanlarında da yatırım yapılacağını duyurdu. Çin'in 2009'da imzalanan bir anlaşmayla Moldova'ya vereceği bir milyar dolarlık kredi ise, bu ülkenin gayri safi milli hâsılanın yaklaşık yüzde 10'una denk geliyor.

 

Peki, Çin bu ülkelerden ne menfaat umuyor? Alman Dış Politika Derneği'nden Çin uzmanı Eberhard Sandschneider, genelde hedeflerin birbirlerine benzediğini söylüyor:

 

"Öncelikli amaç hammadde kaynaklarına erişim ve pazar payı kapmak. Çin ayrıca özenli bir şekilde kendini stratejik olarak konumlandırıyor. Çin'den akan finansman, özellikle yoksul ülkeleri etkiliyor. Bizim elimizde benzeri kaynaklar olsa ve istesek, biz de muhtemelen aynı şekilde davranırdık. Ancak bu zaten gizli bir strateji değil, Çin'in açısından baktığınızda gayet mantıklı bir yol.”

 

Çinli şirketlere gözaltı talebi

 

Fakat Çin'in izlediği bu yol, özellikle AB iç pazarı söz konusu olunca yoğun eleştirilere hedef oluyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel, Eylül ayı başında, Çinli şirketlerin AB içindeki kamu ihalelerinde daha sıkı şartlara tâbi tutulmasını talep etti ve Avrupalı işletmeler ile rekabet içinde olan bu şirketlerin Çin devleti ve bankaları tarafından ne kadar destek aldığının şeffaf bir şekilde görülebilmesini istedi. Avrupa İnşaat Birliği Başkanı Ulrich Paetzold ise, kamu ihalelerini Çin gibi devlet desteğinin yoğun olduğu ülkelerden gelen şirketlere veren AB üyelerinin, Brüksel'den aldıkları teşviklerin kesintiye uğramasını talep ediyor.

 

Çin uzmanı Eberhard Sandschneider da AB birçok alanda sübvansiyon vermeye devam ettiği sürece, Çin'e yönelik haksız rekabet suçlamalarının çok gerçekçi olmayacağını savunuyor.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.