
ÂŞIKLIK GELENEĞİNİN BÜYÜK ÇINARI
ÂŞIK MURAT ÇOBANOĞLU
“Çobanoğlu arif olan mutlak anlar her halden,
Kimler faide görmüş dünyada servetten maldan,
Eğer bir dara düşersen ümit bekleme kuldan,
Çünkü seni yaratan var, bir ona bağlan gönül!”
Sanatçıların gelecekte isimlerinin baki kalması şüphesiz ki onların geleceğe bıraktıkları eserler ve toplumda kendi seslerine karşılık bulmalarıyla gerçekleşir. Eğer biz halkın duygu ve düşüncelerine tercüman olan bir sanatçıdan bahsetmek istiyorsak, eğer biz modern bir hayatın bunalımlarının zincirlerini kıran bir sanatçıdan bahsetmek istiyorsak bu isim Âşık Murat Çobanoğlu’dur.
Çobanoğlu denilince Kars akla gelir. Onun şiirleri süssüz, gösterişten uzak ve oldukça samimidir. Çobanoğlu’nun eserlerinde genelde Anadolu özelde ise Kars insanı kendi benliğini bulmuştur. Çobanoğlu’nun amacı tecimsel kaygılardan uzak insanlara faydalı olmaktır. İnsanlara faydalı olmak isteyen bir kişi öncelikle seslendiği toplumun dilini bilmeli, o dilden konuşmalıdır. Eğer âşık topluma farklı bir dilden sesleniyorsa amacına ulaşmakta sıkıntıya düşer. Fakat Çobanoğlu halktan biriydi ve o, halkın dilini kullandı. Dili kullanmaktaki hüneriyle de Türk diline hizmet etti. Bu yüzdendir ki Kars ve Anadolu insanı Çobanoğlu’nu çok ama çok sevdi.
Onun eserleri halkın kendi eserleriydi. Yani tam bizdendi, yani tam yüreğimizin merkezinde bulunuyordu. Bundan dolayıdır ki eserleri hep etkileyici hep çarpıcı olmuştur. Çobanoğlu’nun eserlerindeki estetik gücü artıran unsurlardan biri de teşbih ve mecazları kullanmadaki ustalıktan kaynaklanır. Dilde zaten var olan teşbih ve mecazların dışında onun kendi dehasının ürünü olan söz sanatları çoğu zaman taklit edilemez bir orijinalliğe sahip olmuştur. Bu orijinallik onun edebiyat sahamızdaki özgünlüğünü de ortaya koymaktadır.
Murat Çobanoğlu, somut olmayan kültürel mirasın unsurları sayılan halk hikâyesi, atasözü, deyim, alkış (dua),kargış(beddua) gibi unsurları şiirinde kullanarak halka temas etmesini başarmıştır. Şiirlerinde İslam dininin gereklerini -tasavvuf felsefesi dahil- özümsemiş insanın ruh haliyle mısralar yazmış, telmih sanatı çerçevesinde (İslam tarihi) çok iyi örnekler vermiştir.
“Kudretinden sormak olmaz Mevla’nın hikmetidir,
Züleyha’yı yakan sevda Yusuf’un şefkatidir,
Cümle mümin zikir eder, Habib’in himmetidir,
Her adama sultan demem sultanım gizli benim.”
Büyük âşık, Kars yöresinin bütün coğrafi güzelliklerini de şiirlerinde ustalıkla yansıtmıştır. Kars ve yöresinin tabiat güzelliklerini hayata dair kaygılarıyla bütünleştirmesini bilmiş ve bu şiirlerinde Kars’a özgü güzellikleri başarıyla aktarmasını bilmiştir.
“Kuşekmeği toplar idik,
Yemlikleri koklar idik,
Deste deste saklar idik
O gün o saat olaydı.
Erkenden çıkardık yola,
Yaylada giderdik mala,
Kuşlukta verirdik mola,
O gün o saat olaydı.”
Çobanoğlu’nun sosyal meselelere temas eden şiirleri de geniş halk kitlelerinden takdir toplamıştır. Dönemin önemli sosyal meselelerinden olan Almanya’ya iş için gidiş, Çobanoğlu’nun da şiirlerine konu olmuştur. Bu gidişin geride kalanlar için oluşturduğu sosyal yarayı şöyle dile getirmiştir.
Almanya sen babamı götürdün,
Vakit geçti zaman oldu, dön baba!
Söz vermiştin çabuk dönecem oğul,
Işık günler zindan oldu, dön baba!
Bilir misin baba bize ne oldu?
Bir sene demiştin on sene oldu,
Anamın saçları hep beyaz oldu,
Halimiz perişan oldu, dön baba!
O, hiçbir zaman halk içinde itibar görmeyen düşüncelere eğilim göstermedi. Milli birlik ve beraberliğin harcına hizmet etmek için elinden geldiğince gayret gösterdi. Murat Çobanoğlu icra ettiği âşıklık geleneğini ideolojik kaygılardan uzak tutmaya başaran ender âşıklarımızdandı. Kendine vazife biçtiği âşıklık geleneğine, tüm olumsuzluklar ve imkânsızlıklara rağmen, sımsıkı sarılmasını bildi. Özellikle kırsal alanda yaşayan halkımıza belki de kültürü öğretmede “Hocalık” yaptı diyebiliriz.
Çobanoğlu’nu ölümsüzleştiren bir diğer husus ise âşıklık geleneğinin tüm çizgilerini kendi sanatıyla bütünleştirmiş olmasıdır. O, usta-çırak ilişkisine dayalı olan âşık edebiyatının bütün geleneksel motiflerini taşıyan bir şahsiyet olmuştur. Prof.Dr.Ali Kafkasyalı’nın verdiği bilgiye göre Aşık Virani, Aşık Mürsel Sinan, Aşık Arif Tellioğlu ve Aşık Ilgar Çiftçioğlu’nu yetiştirmiş ve onlara ustalık etmiştir.
Âşık Murat Çobanoğlu, gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında katıldığı sayısız programlarda vatanını, doğup büyüdüğü şehiri tanıtmak için sanatçı duyarlılığı ile sanatını icra etmeyi başarmış bir âşıktır. Sahne adabını profesyonel şekilde kullanmış, sanatçı kimliğini âşıklık geleneğinden aldığı terbiye ile hiç bozmamış, halkın arasında onlardan biri olarak yaşamış ve onların her daim gözü, kulağı ve sesi olmayı başarmıştır. Yıllarca bizzat kendisinin işletmeciliğini yaptığı Çobanoğlu Halk Kahvehanesi’nde âşık programları yapmış, bu mekanı aşıklık geleneğinin cazibe merkezi haline getirmiş ve daha da önemlisi bu mekan sayesinde çok sayıda gence aşıklık geleneğinin kapılarını aralama fırsatını yakalatmıştır.
O, sadece halkın sanatını yapan bir âşık değildi. Çobanoğlu edebiyat sahamızın akademik çalışmalar klasöründe yerini çoktan almış bir âşıktır. O, kendisi ile ilgili çalışma yapmak isteyen akademisyenlere her daim yardımcı olmuş, âşıklık geleneğinin sırlarını onlarla paylaşma erdemliliğini göstermiştir. Sanatın özellikle de sanatçının kalıcılığı dünden yarına taşıdığı eserlerle ve edebiyat dünyasına kattıklarıyla ölçülür. Çobanoğlu için böyle bir tespitte bulunursak yanlış yapmamış oluruz.
Kemal ALİN
Edebiyatçı-Araştırmacı


HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.