Dursun Akçam anıldı…

Yazar, gazeteci ve öğretmen Dursun Akçam, ölümünün yedinci yılında İstanbul’un Kartal İlçesi’nde bulunan Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde düzenlen toplantıda anıldı.

Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği İstanbul Anadolu Yakası Şubesi ve İstanbul, Ardahan İli Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen anma toplantısına Karslı ve Ardahanlılar yoğun ilgi gösterdi.

 

Anma toplantısı Prof. Dr. Oğuz Makal tarafından hazırlanan “Kaf Dağının Ardındaki Akçam” belgeselinin gösterimi ile başladı.

 

Toplantıda daha sonra katılımcı dernekler adına bir konuşma yapan Cevdet Şentürk, aynı zamanda öğretmeni de olan Dursun Akçam’ı anlattı. Akçam’la yaşadığı köye ve yöreye aydınlık, değişimci yeni bir bakış açısının, başka bir ışıltının doğduğuna tanıklık etmiş olduğunun altını çizen Şentürk, “Bugün bulunduğu yerde, bir mikrofonla kalabalık ve seçkin bir topluluğa seslenirken, öğretmeninin üzerinde nasıl bir etki bırakmış olduğunu çok daha iyi anlıyorum.” dedi.

 

Programda ayrıca, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği İstanbul-Anadolu Yakası Şube Başkanı Zübeyit Çelik’in yönettiği açık oturum düzenlendi. Açık oturuma TÜYAP örgütleyicisi, gazeteci-yazar Deniz Kavukçuoğlu ve Dursun Akçam Kültür Sanat Vakfı Başkanı, yazar Alper Akçam konuşmacı olarak katıldılar.  

 

Zübeyit Çelik, yaptığı konuşmada Cumhuriyet’in kuruluşundan Dursun Akçam ve onun yol arkadaşlarının yetişmesine kadar geçen süreçteki eğitim politikalarını özetledi. Türkiye Öğretmenler Sendikası eylemliliği içinde Dursun Akçam’ın önemine de değindi.

Deniz Kavukçuoğlu ise 12 Mart sonrası Almanya’da yaşarken Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığından çıkarılmış olduğunu, 12 Eylül dönemi Almanya’ya gelen Dursun Akçam’la tanışmış olmasının ona yeniden ve başka bir yurt ve dünya kazandırmış olduğunu anlattı. Akçam’la birlikte Almanya’da uzun yıllar dostça, kardeşçe bir yaşam sürdüklerini, Hamburg Lincoln Str. No: 23’te bulunan Akçam’ın evinin Türkiye’den dışarı uğramış birçok aydına, sanatçıya ev sahipliği yaptığını söyledi.

 

Dursun Akçam’ı tanımış olanın kendisi için büyük bir şans olduğunu söyleyen Kavukçuoğlu, onun ödünsüz bir devrimci olduğunu, 12 Eylül yönetimi tarafından kendisine sunulan ve riyakârlık isteyen bazı önerileri elinin tersiyle nasıl ittiğini, hangi öfkeler içinde yaşadığını da anlattı. Türkiye’ye döndükten sonra ise bir tür unutulma ve dışlanmaya uğratılan Akçam’ın bu nedenle çevresindeki birçok kişiye haklı olarak kırgın olduğunu, onun hem insan hem bir yazar olarak hak ettiği ilgi ve desteği görememiş olmasının bugün de kendisini etkileyen bir tablo olarak yüreğinde yer tutmuş olduğunu vurguladı.

 

Toplantıda son olarak söz alan Dursun Akçam’ın büyük oğlu yazar Alper Akçam da, “Dursun Akçam’ı en iyi anmanın yolu bir kültür insanı olarak doldurduğu yeri, yazdığı kitapları bugünkü iletişim koşulları içinde bir kez daha değerlendirmeyle, onun söylemlerini, yazın dilini çözümleme çabasıyla olabilir. Dursun Akçam ve diğer Köy Enstitülü öğretmenlerin, özellikle de yazarların halk kitleleri için bir uyanış, değişim, yenileşme kapısını açmış olduklarını, onların üst kültüre taşıdığı halk kültürü gücü ile Türkiye’nin 1960 ve 1970 yılarında başka dünyaya doğru yükseldiğini, ancak 12 Eylül cuntası ve emperyalist kültür saldırıları ile bu değişimin durdurulduğunu, bir geriye dönüşe sebep olmuştur. Dursun Akçam’ın yapıtlarının bir kez daha okunmasının, onun ve yol arkadaşlarının iyi bilinmesinin bugünkü “seçkinci aydın” sorununu da göz önüne çıkaracağını, halktan kopuk aydın kişiliğin panzehirinin o yapıtlarda bulunabilir.” diye konuştu.